Sokakta Neler Oluyor?

Pop Art Nedir?

Pop Art benim son derece sevdiğim ve etkilendiğim keyifli bir akım. Özellikle akımın en bilinen ismi Andy Warhol’un sözleri favorimdir. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan bu akım günümüzde de halen etkisini kaybetmiş değil. Hatta sanatın şımarık bir çocuğu gibi bu ilgiyi üstünde hep tutacak gibi duruyor. Özellikle bekar evlerinin, teknolojiyle sanatı ayıramayanların bu akımın yılmaz savunucuları olduklarını söyleyebilirim. …

Read More »

Roma Amor

Roma… Dünya’nın en büyük antik uygarlıklarından biri olan Imperium Romanum yani, Roma İmparatorluğu’ nun kalbi. Bugün, Akdeniz ülkelerinden İtalya’nın başkenti. Her şeyden önce bir ”düş” tü Roma aşk için, güç için, özgürlük için… Bu antik şehir Roma ne Julius Caesar’lar, ne Kleopatra’lar, ne tanrılar, tanrıçalar, papalar gördü zamanında. Şimdi sırada ben varım. Beni görme vakti. 😉 Roma benim için hep …

Read More »

Bir Zamanlar Osmanlı Toprakları, Balkanlar

Doğadan mimariye, mutfaktan çarşıya kadar birbirinden renkli yedi Balkan başkenti konuklarına dört mevsim farklı güzellikler sunuyor. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz. Kardeş şehir: Saraybosna Bosna Hersek Cumhuriyeti’nin başkenti Saraybosna, Osmanlı kültürünün izleriyle dolu tarihi bir şehir. Dağların çevrelediği bir vadi içindeki Miljacka Nehri’nin iki yakasına kurulan kent, Balkanların özünü yansıtan kültürel bir senteze sahip. Caddelerin bir ucunda tarihi camiler ve …

Read More »

Yenilikçi Müzikseverlere!

Geçen sene ‘şehrin jazz hali’ sloganıyla jazz konserlerine sponsorluk yapan Akbank’ın konserlerinde tanışmıştık Timuçin Şahin’le. Üç arkadaş Boğaziçi Üniversitesi Ayhan Şahenk salonunda dinlemiştik konserini. Jazz müziği dinlerim ama tarzıyla o konserde tanışmıştım. Çok farklı ezgileri vardı, oldukça da tempolu ve hareketliydi. Öyleki çözmekte zorlandığım bir sayı dizisi gibi geldi bana karışık ve süprizlerle doluydu. Konserden sonra konuşma fırsatımızda oldu son …

Read More »

Paris’te Birkaç Gün – 3

Paris’teki son günüm. Akşam 7’de Londra’ya giden trene bineceğim. Güne erken başlayınca, yaşamak için bol bol vaktiniz oluyor, yani akşama daha çoook var. Sabah kahvaltı için adresim Saint Germain’ deki Le deux Magots oldu. Saint Michel’den çıktım yola. Elimde harita olmadığı için bütün Saint Germain’i baştan aşağı yürümek zorunda kaldım. Ama olsun böylesi de güzel. Yarım saat dolandıktan sonra bir …

Read More »